Moda endüstrisinin karbon ayak izinin en büyük kısmı ham madde üretiminden kaynaklanırken, lüks markalar sürdürülebilir malzemelere yöneliyor. British Vogue’da yayımlanan habere göre Gucci, bu dönüşümün merkezine İtalya’nın köklü tabakhaneleriyle ünlü San Miniato kasabasında 2024’te kurduğu yeni araştırma merkezini koydu.
Gucci’nin çatı şirketi Kering’in Sürdürülebilirlik ve Kurumsal İlişkiler Direktörü Marie-Claire Daveu, merkezin amacını şöyle özetliyor:
“Burası, tüm yenilikçi malzemelerimizin araştırıldığı, geliştirildiği ve test edildiği bir merkez. Lüks için gereken performans ve kaliteyi, sürdürülebilirlikle birleştirmemiz gerekiyor.”
Son yıllarda birçok start-up mantar derisi, alg bazlı payetler veya biyomalzemeler üzerinde çalışsa da, ölçeklenme ve kalite sorunları bu girişimlerin bir kısmının başarısız olmasına yol açtı. Gucci ise bu nedenle Ar-Ge sürecini kendi bünyesine alarak hem teknik performansı hem de lüks beklentilerini doğrudan kontrol etmeyi hedefliyor.
Deriye ve biyomalzemelere aynı anda odak
Araştırma merkezinin en kritik başlığı deri. Yüksek karbon ayak iziyle bilinen hayvansal deri için daha düşük çevresel etkili üretim modelleri geliştirilirken, aynı zamanda vegan ve biyobazlı alternatifler de test ediliyor.
Daveu, hedeflerini “geleceğin tabakhanesini” inşa etmek olarak tanımlıyor:
“Deriyle birlikte yeni malzemeleri işleyebilen, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha döngüsel bir model kurmak istiyoruz. Böylece iklim, su tüketimi ve kirlilik gibi temel sorunlara doğrudan dokunuyoruz.”
Gucci’nin Marbella tabakhanesi içinde yer alan laboratuvarda, yüzlerce deri ve malzeme örneği bir taşıyıcı bant üzerinde farklı renk ve dokularda test ediliyor. Aynı anda 10 ila 20 yeni malzeme reçetesi üzerinde çalışılıyor; boya, kabartma ve finisaj işlemlerinin etkileri ölçülüyor. Yüksek teknolojili iklim odasında ise malzemelerin tropik koşullarda yıllar içindeki yaşlanma performansı simüle ediliyor.
Demetra’dan yapay zekâya
Gucci’nin 2021’de tanıttığı ve 2023’te Horsebit 1955 çanta serisinde kullanılan vegan deri alternatifi Demetra da bu laboratuvarda geliştirildi. %75’i bitki bazlı hammaddelerden oluşan Demetra, geleneksel deriye kıyasla daha düşük karbon ve su ayak izine sahip.
Bunun yanı sıra Gucci, Scrap-Less programı kapsamında deri israfını azaltmaya odaklanıyor. Derinin daha erken aşamada kesilmesiyle atık parçalar gübreye dönüştürülebiliyor. Ayrıca yapay zekâ destekli sistemlerle derideki kusurlar önceden tespit edilerek gereksiz fire engelleniyor.
Döngüsellik Kering geneline yayılıyor
Gucci, 2023’te başlattığı Circular Hub girişimiyle yalnızca kendi markası için değil, Kering grubunun tamamı için döngüsel çözümler geliştiriyor. Rejeneratif tarımla üretilmiş liflerden yapılan Denim Evolution kumaşı ve grup içi ölü stok (deadstock) paylaşım pazarı bu çalışmaların örnekleri arasında yer alıyor. Kering’in 2035’e kadar mutlak karbon emisyonlarını %40 azaltma hedefi doğrultusunda, Gucci’nin geliştirdiği çözümler Saint Laurent, Bottega Veneta, Balenciaga ve Alexander McQueen gibi markalarla da paylaşılıyor.
British Vogue’un vurguladığı gibi, Gucci’nin San Miniato’daki araştırma merkezi, lüks modanın geleceğinde zanaatkârlık ile yüksek teknolojinin nasıl birleştiğini gösteren somut bir örnek. Gucci, yüz yıllık deri mirasını yeni nesil malzemelerle buluşturarak hem çevresel baskılara hem de lüks tüketicinin kalite beklentilerine aynı anda yanıt vermeyi hedefliyor.






