Türkiye’de uzun süredir tartışılan yurt dışı online alışveriş düzenlemesi yeni bir aşamaya geçti. Resmî Gazete’de yayımlanan karar doğrultusunda, yurt dışından posta veya hızlı kargo yoluyla yapılan alışverişlerde uygulanan gümrüksüz alışveriş limiti tamamen kaldırıldı. Daha önce 150 Euro’dan 30 Euro’ya düşürülen muafiyet sınırı, bu düzenlemeyle birlikte sıfırlanmış oldu.
Yeni uygulamaya göre, ürün bedeli ne olursa olsun yurt dışından bireysel amaçla getirilen tüm ürünler gümrük vergisine tabi olacak. Avrupa Birliği ülkelerinden gelen ürünlerde yüzde 30, AB dışı ülkelerden gelen ürünlerde ise yüzde 60 oranında vergi uygulanması öngörülüyor. Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) kapsamına giren ürünlerde ise ilave vergi yükleri söz konusu olacak.
Düzenleme özellikle son yıllarda hızlı büyüyen sınır ötesi e-ticaret hacmini ve düşük fiyatlı ürünlere dayalı alışveriş alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Moda, ayakkabı, deri ürünleri ve aksesuar kategorilerinde Çin ve Uzak Doğu merkezli platformlardan yapılan küçük hacimli ama yüksek adetli siparişler, yeni vergi yapısıyla birlikte ciddi maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalacak.
Sektör açısından bakıldığında, karar yerli üretici ve markalar için rekabet koşullarını yeniden dengeleyen bir adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle deri, ayakkabı ve saraciye ürünlerinde uzun süredir dile getirilen “vergisiz ithal ürün baskısı”, bu düzenlemeyle birlikte kısmen de olsa sınırlandırılmış olacak. Ancak uzmanlar, vergi artışının tek başına yeterli olmayacağını; denetim, beyan ve lojistik süreçlerin de eş zamanlı olarak güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Tüketici cephesinde ise tablo daha karmaşık. Vergi, gümrükleme ve hizmet bedellerinin eklenmesiyle birlikte, düşük fiyatlı ürünlerin cazibesinin azalması bekleniyor. Bu durum, tüketiciyi yeniden yerli perakende ve e-ticaret kanallarına yönlendirebilirken, fiyat hassasiyetinin yüksek olduğu segmentlerde talep daralması riskini de beraberinde getiriyor.
Yeni düzenleme, kısa vadede tüketici alışkanlıklarını zorlayıcı bir etki yaratırken, orta vadede yerli üretim, kayıtlı ticaret ve rekabet dengesi açısından sektörel dönüşümü hızlandırabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.






